6. BÖLÜM — TASAVVUFÎ KISSALAR ve İBRETLER
Bundan önceki bölümlerde yer yer temas ettiğimiz gibi tasavvuf, kâlden ziyâde hâl, yâni sözden ziyâde öz ve davranış mükemmelliği ile alâkalı bir ilim olduğundan o, evliyâullâhın gönül iklîmlerinden hayata akseden feyiz ve güzelliklerle doludur. Evvelden beri “kıssa”, “menkıbe” gibi isimler altında muhâtaplara aksettirilen bu güzellikler, îmânları olgunlaştıran, ahlâkı mükemmelleştiren, ilâhî aşk ve muhabbet pınarlarını coşturan ve merhamet, af, diğergâmlık gibi ulvî hisleri besleyen yönleriyle kullara istikâmet verici müessir bir rol üstlenmişlerdir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de de sıkça görülen kıssalar, hâdiselerin bilhassa hayatın içinden olmaları bakımından, onların gönüllerde icrâ edeceği tesiri ortaya koymakta ve insanın olgunlaştırılması yolunda ilâhî bir üslûb vermektedir. İşte bizler de bu ilâhî üslûba istinâden, bundan önceki bölümlerde yer yer muhtelif misâller vermenin yanısıra, bu bölümde de anlatmaya çalıştığımız mevzû ve hakîkatlere birkaç müşahhas örnek daha vermek ve böylece tasavvufî hakîkatlerin sadece satırlardaki değil sadırlardaki hâlini de yansıtmak gayreti içinde olduk. Ayrıca bu kıssaların ihtivâ ettiği hisselere âit ifâde edilmesi gereken te’vîl, tefsîr ve îkaz sadedinde söylenebilecek hususları da muhtasar bir şekilde ele almaya çalıştık. Kısaca bu bölümde okuyucularımıza mutasavvıfların bir deryâ olan ahlâk ve fazîlet dünyalarından birkaç katre sunmak istedik.
